| KÖPEK EĞİTMENİ
GÜNDÜZ HOCA MESLEĞİNİN İNCELİKLERİNİ 3.5 AY BİRLİKTE YAŞADIĞI KURTLARDAN
ÖĞRENMİŞ Kurtadam
TÜRKUAZ Club'da uzman köpek eğitmeni olarak çalışan Gündüz Alapınar tam anlamıyla bir hayvan tutkunu. Gençlik yıllarında evinde köpeğinin yanısıra maymun, yılan, tavşan ve karınca beslemiş. Alapınar'ın hayatının en ilginç deneyimi ise Bavyera'daki bir ormanda kurt sürülerinin ortasında yaşadığı 3,5 ay. Alapınar iyi bir köpek eğitmeni olmasını bu müthiş deneyime borçlu olduğunu söylüyor...
Alapınar "hayatının mesleği"ni seçişinden önce yaptığı çeşitli
işler var: Sanat okulunun ardından tornacılık, sonra bir süre taksi
şöförlüğü, bu arada garsonluk, derken ayakkabı boyacılığı. İçinde ilk kez
bir şeylerin uyanışını ise
şöyle anlatıyor: "16 yaşındayken , görür görmez aşık olduğum boxer cinsi
ilk köpeğimi aldığımda annemin itirazlarıyla karşılaşınca seçimimi yaptım.
Evden ilk ayrılışımın sebebi bu köpekti..." Köpeğinin ölümünden sonra evine geri dönen gündüz hoca bir süre
sonra yeni bir köpek, ardından bir karınca akvaryumu, iki tavşan , bir
maymun ve bir de (annesinden gizli olarak) yılan alıp beslemeye başlamış.
Bu hayvanların hepsinin aynı odada yaşadığını düşünsenize. Annesi ise
gerçekten çok sabırlı kadınmış. Ama bir sabah odaya girip oğlunun karnında
kıvrılmış uyuyan yılanı görünce daha fazla dayanamamış. "Annemin
çığlığıyla köpeğim ayağa fırladı. Bundan ürken maymunum masaya sıçradı ve
karınca akvaryumu ile tavşan kafesini devirdi. Ortalık tam bir savaş
alanına döndü ve tabi bana ikinci kez yol
göründü..." Schneider diye biri 1964'te Almanya'nın yolunu tutmuş Alapınar. Ve köpek eğitmeni olma
fikri oluşmaya başlamış kafasında. "Almanya'da köpek eğitimi amatör bir
uğraş olmasına rağmen cok profesyonelce yapılıyordu" diyor. "Ben bu işi
yapabilmek için bir köpek kulübüne girdim. Başarılı olduğum için de beni
eğitmen asistanı yaptılar. Üç yıllık çalışmanın ardından da bir eğitmenlik
kursuna yolladılar. Kulüpteki eğitmen ayrılınca onun yerine
geçtim." Bu
dönemde köpek eğitmenliği yarışmalarında bir kez şehir, üç kez de eyalet
şampiyonluğunu kazanan Gündüz Alapınar'ın bir sonraki durağı Almanya'daki Nato Eğitim Merkezi.
Burada altı haftalık bir kurs gören Gündüz Hoca, göçük altında kalanları
bulma görevini üstlenen "kurtarma köpekleri"nin nasıl eğitildiğini
öğrenmiş. "Köpeklerin karakterine göre eğitim vermeyi burada öğrendim, ama
hayvan psikolojisi hakkında daha fazla şey bilmem gerektiğini
düşünüyordum: Hayvanların doğal hayatlarındaki davranışlarını izletip sürü
içinde birbirleriyle ilişkilerini gözlemlemek, tepkilerini öğrenmek,onlar
gibi düşünebilmek istiyordum. Çünkü bir hayvanı eğitmek istiyorsanız onu
gerçekten tanımanız gerek." Ve
sonunda şans yüzüne gülmüş. Hayatını değiştiren o olağanüstü deneyimi
yaşamasında büyük rol oynayacak olan, ordudan emekli veteriner
Schneider'in adını duymuş o sıralar; Bavyera'daki bir ormanda üç kurt
sürüsünün içinde yaşayan ve üniversitelerin veterinerlik fakültelerine
belgeseller hazırlayan Wolfgang Verna Schneider'in
adını. Kurtlarla 105 gün Alapınar, kurtlarla yaşayan Schneider'in her yanına veterinerlik
fakültesinden üç stajyer aldığını öğrenince şansını denemek için onu
mektup ve telefon yağmuruna tutuyor. Nihayet 1969 kışında sürpriz bir
davetiye alıyor. "Beni yanına kabul etmesi için 2,5 yıl resmen
yalvarmıştım. Davet ettiğinde kış dönemiydi. Kış mevsiminde yanına kimseyi
almadığı için bana zaman ayırabilmişti. Ve ben orada, 105 gün sürünün bir
ferdi olarak kurtlarla birlikte yaşadım..." "Kurtlar sizi nasıl kabul etti?" "Vahşi
hayvanlar tanımadıkları, bilmedikleri bir varlıkla karşılaştıklarında
hemen savunmaya geçer" diye yanıtlıyor. "Bu yüzden bir insanın aralarına
girmesi son derece zordur. Benim şansım yanımda Schneider'in olmasıydı.
Schneider bu üç kurt sürüsüyle 17 yıldır birlikte yaşıyordu ve çoktan
sürüye katılmış hatta alfa olmuştu." Gündüz
Hoca kurt sürüsünün liderine "alfa"dendiğini ve Schneider'in bunların da
üstünde bir konumda olduğunu belirtince bunun nasıl gerçekleşebildiğini
soruyorum. "Çok basit" diyor. "İnsanın alfa'lardan üstünolduğunu
kanıtlaması yeterli. Kurtlar sürü halinde avlanır ve avı öncelikle alfa
yer. Ancak alfa kenara çekildikten sonra diğerleri yemeye başlayabilir.
Eğer alfa'nın önünden yemeğini alabilirseniz ondan üstünsünüz demektir.
Schneider bunu başarmış ve üstünlüğünü kabul ettirmiş. Orada yaşadığım
süre zarfında köpeklerle kurtların davranış biçimlerinin yüzde 80 aynı
olduğunu gördüm. Bugün
bir köpek eğitimi sırasında kurt sürüsünden öğrendiğim taktikleri
kullanabiliyorum. Örneğin bir keresinde saldırgan ve söz dinlemeyen bir
Rottweiler getirmişlerdi. Kimin patron olduğunu öğrenmesi gerekiyordu.
Önüne yemek koyup tam yiyecekken geri aldım ve bunu birkaç kez
tekrarladım. Ben istemediğim sürece yiyemeyeceğini, dolayısıyla ondan
üstün olduğumu anladı. Şakalaşırken bile üstünlüğü elden bırakmamanız
gerekiyor. Schneider'in diğer alfalarla şakalaşmasına, boğuşmasına şahit
oldum. Bu boğuşmalar sırasında zaman zaman kurtların boğazını biraz fazla
sıkarak canlarını yakıyordu. Bu liderliği korumak için gerekli. Köpeklerde
de durum aynı..." "Gözünün içine bakmayacaksın!" Alapınar, kurt sürüsünün huzuruna ilk çıkışını heyecanla anlatıyor:
"Oraya gittiğimde ilk iki gün Schneider'in yanından hiç ayrılmadım. Bu bir
tanışma faslıydı. İki üç gün sürüye uzaktan eşlik ettikten sonra
akibetimin ne olacağını öğrenmek için sürünün alfasının karşısına
çıktım." Schneider, bu tören için hocaya üzerine kurt kokusu sinmiş bir
tulum giydirmiş ve bu tulumla alfanın dışkısına sürünmesi gerektiğini
söylemiş. "Bu, alfanın üstünlüğünü kabul ettiğinizi gösterir" diyor. "Alfa
gellip kokladığında kendi dışkısının kokusunu alacak ve sizi
sahiplenecektir." Tanışma anında nasıl davranması gerektiği konusunda ise bazı
tavsiyelerde bulunmuş Schneider;"Alfanın karşısına dört ayak üzerinde
çıkacak ve o benim gözümün içine baktığında başımı eğecektim. Çünkü
karşısındaki kurdun gözünün içine bakmak bir tehdittir ve kavgaya yol
açabilir. Yapmam gereken yere bakarak kafamı alfaya uzatmaktı. Eğer alfa
kafasını uzatıp bana sürterse beni kabul etmiş demekti. Eğer tüylerini
dikerse, geri geri giderse, arkasını dönüp tırnaklarıyla bana toprak
atarsa beni istemiyor demekti ve böyle bir durumda oradan usulca
uzaklaşmam gerekecekti. Saldırı durumuna geçerse de sırtüstü yatıp
bekleyecektim. Bu onun üstünlüğünü kabul etmek
demekti..." Neyse
ki Gündüz Hoca'nın kabulünde sorun çıkmamış. Ve böylece Hoca hayatındaki en olağanüstü ve
heyecanlı 105 günü yaşama şansına kavuşmuş. Bu 105 gün boyunca Schneider
ve o Schneider'in kendi inşa ettiği evde kalmışlar. Tabii zaman zaman
kurtların arasına girerek. Gündüz
Hoca'nın gözlemleri gerçekten ilginç. "Anne kurt mağaranın önüne idrarıyla
bir sınır çizer" diye anlatıyor. "Yavrulardan biri bu sınırı geçmeye
kalkarsa ensesinden yakalayıp silkeleyerek onu tekrar mağaranın içine
atar. Yavru öğreninceye kadar bunu tekrarlar. Köpek sahiplerine tavsiyem,
tuvalet eğitimi verirken dövmek ya da gazete ile korkutmak yerine enseden
tutup silkeleyerek cezalandırsınlar. Bence bu kesinlikle etkili bir
yöntem..." Gündüz
Hoca kurtların arasında geçirdiği 3,5 ay süresince sabahları kafalarını
birbirlerine sürterek "günaydın" demelerini, yavrularla oynayışını, anne
kurdun doğum yapışını anlatarak sürdürüyor konuşmasını, Sonunda "Herkesin
şunu bilmesini istiyorum" diyor: "Hiçbir hayvan sebepsiz yere diğer
canlılara zarar vermez. Doğadaki en vahşi kapışmalar tek bir çizik bile
olmadan sona erer. Köpekler kapıştığı zaman sahipleri hemen tasmalara
asılıp ayırmaya çalışıyor. Tabii bu arada hayvanlar yaralanıyor. Oysa
bıraksalar belki bir çizik olacak o kadar, o da acemilikten, dövüş
bilmemekten. Doğayı
bir araştırın, hiçbir hayvan zevk için yaralamaz, öldürmez. 28 yıldır
köpeklerle iç içeyim, onlardan hiç zarar görmedim. Önemli olan hayvanları
tanımak, hayvan psikolojisini öğrenmek. Yine de köpekler hakkında herşeyi
bildiğimi ve tam anlamıyla bir köpek eğitmeni olduğumu söyleyemem. Bir
marangoz çırağı birşeyi birkaç kere söküp taktıktan sonra masa yapmayı
öğrenir ama ben canlılarla uğraşıyorum ve hiçbir canlı bir diğerine
benzemez. Benim için öğrenmek hiç bitmez..." MİNE AKVERDİ
|